Ugur Uludag

Life is a small excuse to create poetry

Kırmızı Araba

Nov
22

 

Yok sayılmanın cazibesidir umutsuz bakışım – bu toprağın laneti ; Yar olmanın dayanılmaz hafifliği !

 

 

 

demek bu gece o geceymiş, bu sabah o sabah
yazmayı bıraktım , sokağa attım kendimi
dedim “şart diil beklesin harfler”- sonra karalarım
şu an işim var; kendimden kaçıyorum
burun sızlıyor, gözyaşı düştü düşecek, utanıyorum
olmayasın istedim sebep , başka bahane arıyorum
çıkmalıydım, duramazdım seninle, isminle, resminle
bedenimi evin içinde bıraktım, odam kordaydı
yanardım! kalamazdım yüreğimdeki izinle
herkeslerden sakladığım o isimsiz gizinle

demek bu gün, o günmüş; bu sabah o sabah
bu kadar kaçabildim, boşaymış çabalarım
her yokluğa, her yanlışa, içi boş her inanışa
kul belledi beni, seni unutmaya çalışmalarım
ten özürde, “affet” diye bağırıyor iliklerime kadar
kalmayasın istedim bende, aşka bahane arıyorum
ama anlatmalıydım, herkes bilmeliydi, öğrenmeliydi
tüm kederi: sonbahar yazılmak istiyordu örneğin
hiç istememişti habercisi olmayı önündeki kışın
çölün ortasında kırmızı bi araba var gözümün önünde
“gel” diyorum “atlayalım gidelim”, güzel oluruz pürneşe
sigaranın külü gibi dağılıyorsun elimde un ufak, tuz buz
uçuşuyorsun rüzgarda, hiç bişi gelmiyor elimden bu gidişe.
gülümsüyorsun, acı dolu yüzün; niye ki bunca keder, hüzün
“böyledir” diyorsun “…bazıları- takma kafanı, çıkamazlar güneşe”

demek o an bu anmış, bu sabah o sabah
bu kadar sabredebildi usum bana.
kanadına yapışmış gibiyim zamansız göçen kuşun
aynı anda iki ayrı şehrinde yaşıyorum varoluşun
tuhaf anıları anımsar gibiyim gelecekten gelen,
ilerde tanıyacağım, sesi sen birisi konuşuyor benimle
vaaay saçını kestirmişin güzel olmuşun, bakışın şiir
yoktu ama iyi duruyor o minik gamze yanağında
en güzel işte böyle düşleniyorsun viskinin şafağında

demek o dakika bu dakika; şimdi anladım Hanya’yı, Kenya’yı
galiba yavaştan, – hayırlısı olsun dostlar – tadını çıkara çıkara
aceleye de getirmeden, hani afiyetle, iyiden yiyorum kafayı
bu görüntüler canımı sıkmıyor da, takıldığım tek bişii var
bilir misiniz nedir; yalnızlığın en fena, en can yakıcı yanı
bi süre sonra sevmeye başlıyorsun galiba tek başına olmayı

 

2046 / Tokyo

Comments

Comments are closed.