Ugur Uludag

Life is a small excuse to create poetry

Hakkında

Çünkü “Yol”, erkeğin, tek gerçek sınavıdır.

27 Eylül 1971’de Tunceli’de doğdu.

İlk şiirini yazması ve ilk evden kaçışı aynı tarihe rastlıyor : 1974.

Bir sene sonra İstanbul’a geldi bock var gibi. 4 yaşında ilkokula başladı, liseyi bitirdiğinde olması gereken yaştaydı – gerçekten haşarı canım bu oğlan.

1985 yılında, AÇT ile profesyonel oldu- Bodrum’a turne ( ilk kız arkadaş – Belda. İlk içki- şarap. İlk kez sahneye çıkış. İlk kez Bodrum ) 1987’de ustası Cem Yalın ile tanıştı. Tiyatro ahlakı hakkında ne öğrendiyse ondan öğrendi ( Rahat uyu Cem Abi ). 1988 yılında Bakırköy Oyuncuları’ ndaydı. 1990 yılında Gökhan Semiz ile beraber The E.S.E.K.’i kurdu. ( Rahat uyu Gökhan’ım )

1991 yılında Müjdat Gezen Sanat Merkezi ile tanışma… Öğrencilik zamanlarında çeşitli Televizyon dizilerinde, reklamlarda, oyunlarda,okulda ve bilimum barlarda zaman geçirdi.Kaset bile yaptı…Hehehe…

1995 yılında E.S.E.K. profesyonel yaşama, Gökhan Semiz’le birlikte yazılmış olan “Tükürür Kaçarım” adlı oyunla “merhaba” dedi. Aynı sene ( ki Uğur’un kendini Beckett sandığı seneydi ) “En Alt Kattan Geliyorum” isimli oyunu yazdı ve yönetti. Oyun o kadar kötüydü ki, iki temsil ( bu kelimeye bayılıyorkendisi ) sonra, sahnelerden kalktı ve tiyatro camiası rahat bi nefes aldı. Ekiple ilk turnesini Çarşamba’ya yaptı – bu çok önemli ondan yazdım, beğenmiosan okuma!!! Bu turne sırasında oyuncu arkadaşlarına delirdiği bir sırada Gökhan’la beraber “Bizi Bağlamaz” adlı, 2 kişilik oyunu yapmaya karar verdi ve ertesi sezona o oyunla selam çaktı. Aynı sezon, beş kuruşu olmamasına aldırmadan ve Gökhan’ın vefatına çok üzülerek, “Manda Adında Bir Alık” isimli oyunu yaptı. Gurbetçiler adlı dizideki “okitay” ( lan çok komik bu be ) rolüyle halkın beğenisini kazandı – ne de olsa ideal damat adayı tiplemesiydi. Dizinin her bölümünde, o hafta hangi filmi izlemişse, oradaki aktör gibi oynamayı denedi. Bu, Mickey Rourke gibi oynadığı bir hafta, yönetmenden fırça yemesiyle son buldu. Daha doğrusu yönetmen öyle sandı.1998-99 sezonunda “Biz Evrimi Çok Sevmiştik“i yazdı ve yönetti.

99 yazında Radikal Alternatif Tiyatro Konferansı’ndan davet aldı ve gitti. Bi baktı ki lan bu Los Angeles güzel şehir, orada kalmaya karar verdi. Bu arada “Godot’yu İzlerken” i yazdı, bir zenci mahallesindeki boktan otelde. kapak oldu mu sayın Beckett!!! Tüm parasını Las Vegas’ta yedikten sonra moral depolamak için gittiği Meksika’dan iğrenerek uzaklaştı. Sonra askerliğini yapmak için Aydın’a geldi. Askerlik bittikten sonra “Godot’yu İzlerken”i sahneye koydu. 2001 yılında, “Üçüncü Türden Yakın İlişkiler”i yazdı ve yönetti. Oyun accaip beğenildi, kendisinin g.tü kalktı. Selim Naşit Genç Başarı, Rotary Club Yılın Tiyatro Sanatçısı ve Magazin Gazetecileri Derneği- En iyi oyun ödülünü aldı. Derdi tarihe geçmekti ve bunun en kısa yoldan olmasını istiyordu. Türk Tiyatro tarihine, “ilk bilim-kurgu tiyatro oyununun yazarı” olarak geçmek onu kesmedi ve “Üçüncü Türden Yakın İlişkiler 2yi yazarak ( film mantıklı devam oyunu ) dünyada bir ilki gerçekleştirdi. Bu da dünyaya kapak oldu. ( Bu ne hırs e eşşek?! )

Show TV için Bekarlar isimli bir dizi yaptı. Show TV yetkilileri,”bu dizi bize fazla, sen uza anam” dedikleri için dizi iki bölümden sonra yayından kalktı ( bu da uğur’a kapak oldu ) ve sonra dellenip Yağmur Kaşifoğlu ile evlendi.Altın Keser ismiyle bir ödül düzenlemeye kalktı. Yemediği fırça kalmadı. Bi de üstüne çarşamba’yı sel alıp, güvendiği dallara kar yağınca… Türkiye’nin ilk müzikli-fantastik-komedi’si olan Tanrım Beni Baştan Yarat’ı yazdı, yönetti, oynadı – ne iş olsa yaptı. Bu arada Neredesin Firuze isimli filmde oynadı, aynı zamanda filmin ReWriting ve diyalog yazarlığını üstlendi – çok bişi yaptığı söylenemez bu konuda çünkü senaryo yazarı Levent Kazak zaten muazzam bir eser ortaya çıkarmıştı.

Manasız bi kaç reklam filminden sonra, “3. Tür” isimli bir dizi yaptı, Show Tv yetkilileri bu kez haklıydı- dizi yayından kalktı. Bunun üzerine “27 Numara” isimli oyunu yaptı. “Oyun tutmasa da gitsem buralardan” diye düşünürkene, oyun tuttu mu? Tuttu. Sonrasında zamanında öldürmeyi tasarladığı CemÖzer’i kıramayarak, eşi Nurgül Yeşilçay ile oynayacağı “Sen Olmasaydın” isimli oyunu yazdı. Cem yönetti ve şahane oynadılar. Bu da kesmedi, “3. Türden Yakın İlişkiler”i bir de roman olarak daha da genişletmek suretiyle yazdı.

Tam bu sıralar biraz dinlenmeli diye düşünürken. “Bir İhtimal Daha Var” diye bir senaryo yazıp, bir de hiç utanmadan filmi yönetmeye kalktı. Dünyada seferberlik ilan edildi film için. Yabancısı, Türk’ü hepsi çok önemli aktörler, bir kuruş almadan filmde oynadı. Seyirci filme gitmedi. “Olsun”du. Film içine sinmişti. Bir şey istiyorduk olmuyordu, istiyorduk olmuyordu, istiyorduk olmuyordu, istiyorduk olmuyordu ve biz buna “hayat” demiyor muyduk yani?

Ekip kalabilmek zordu bu coğrafyada ve buna “tower” olarak, hayatına dair bir özeleştiri kaleme aldı ve “Kaygan Zemin” isimli ortaya çıktı. Kendisinin bu oyunda oynamaması, camiaya rahat bi nefes aldırırken “bari yapımcılık olayına gireyim” dedi ve, başrolünde Adrian Sparks‘ın oynadığı, PAPA isimli, ingilizce bir oyunun yapımcılığını üstlendi ve müslüman mahallesinde salyangoz satma denemesi yaparak oyunu, altyazıyla türkiyede vizyona soktu. Yok adam olmayacak bu yok!!! Bir diğer ustasını da kaybetti, çok canı yandı çok. ( Rahat uyu Savaş Dinçel Baba’m ).

Arada Kadri’nin Götürdüğü Yere Git diye bi film yazdı. İlkinden tam 10 sene sonra kaleme aldığı ve yönettiği Otobiyografik bir çalışma olan 3. Türden Yakın İlişkiler – Başlangıç’la aynı zamanda dünyanın ilk prequel tiyatro oyununa imza attı. Baktı ki oyunda yazdıkları bir bir gerçekleşiyor, tıpta Teoman sendromu olarak ta bilinen “ben bu mesleği bırakıyorum abiii” tribine girdi ve 30 yıllık mesleğini bıraktı, 10 yıllık eşi de bi yere kadar dayanmıştı – ve memleketine ( Los Angeles ) geri döndü. Kardeşi ve öğrencisi Huban Öztoprak bu arada bir çocuk tiyatrosu ekibi ile çıktığı turnede geçirdiği bir trafik kazasında vefat etti. ( Sen de ışıklar içinde uyu kardeşim ). Stajyer Mafya isimli bir senaryoya Doğukan Cantimur ile birlikte imza attıktan sonra panzehir olarak Hole in the Heart isimli bir senaryıo yazdı. Bu senaryonun film olma süreci halen memlekette devam ediyor.

Ancak tiyatro denen şeyin mafya gibi olduğunu unutmuştu; Sen onu bırakırdın ama O seni bırakmazdı. netekim öyle olduğunu şoradan anladı: Eşyaları felan toplarım diye döndüğü ülkede bu arada Necmiq isimli, 2023 yılında yaşanmış gerçek bir olaydan esinlendiğini iddia ettiği oyunu yazdı ve yönetti. Oyun 2015 -16 sezonunda da sahnelenecek.

Yönetmenliğini Sinan Çetin’in üstlendiği ve şu an çekimleri süren Propaganda 2 kod isimli senaryonun ReWrting’ini üstlendi.

Bu arada gençlik damarı kabardı ve  EX S  isimli gençlik komedisini yazdı ve yönetti.

16 sene sonra bir televizyon dizisinde oynamaya başladı : Filinta. Özlemiş biraz galiba.

Sanatsavar Beşiktaş Belediyesi tarafından 17 senedir oyunlarını sahnelediği Akatlar Kültür Merkezi’nden cebren ve hile ile çıkarıldı. Ne CHP’ymiş be ! Keser döner, sap döner… ( Döndü: bkz. Murat Hazinedar )

Dizide oynamayı sevmiş olsa gerek Türk dizisi fenomeni Arka Sokaklar’da 4 bölüm Gümüş isimli bir teröristi oynadı; sosyal medyada yemediği küfür, duymadığı hakaret- tehdit kalmadı.

Bu arada karakterlerinin isimlerini seneler evvel Gökhan Semiz ve Grup Vitamin ile çıkılan bir turnedeki geyikten armağan alan , hikayesini Cem Özer ile birlikte kurdukları “Tatlı Şeyler” isimli sentimental -komedi filmini yazdı-yönetti-oynadı. Film yazın en sıcak günlerinde buz etkisi yaratıp gişede patlayınca aklına sergei mikhailovich eisenstein ‘in o muazzam cümlesi geldi oturdu: “Sinema, kurgudur!” Bir daha yapacağı bir filmin yapımcılığını ve kurgusunu kimseye bırakmamaya yemin etti.

Şu sıralar BEN CHALLENGER MEŞREBİM isimli otobiyografik bir günah çıkarma seansı düzenliyor düzensiz olarak.

AHA GENE ÜÇÜNCÜ TÜRDEN YAKIN İLİŞKİLER ‘İ YAPIYOR! Başka oyun yazamıyo musun artık dostum?! Cevap ver !

Bi yandan da oturmuş “Wrongville” isimli 3. sinema filminin senaryosunu yazıyor.

Çok sık aşık olmaya çalışır. Beceremez. BU KESİN BİLGİ – YAYIN!

En sevdiği şarkı : Ellerim Böyle Boş mu Kalacaktı.
En sevdiği yemek: Kıymalı Bamya.
En sevdiği şair: Turgut Uyar.
En sevdiği filmler : Muhsin Bey, A Love Song for Bobby Long, Wild at Heart, Knight of Cups
En sevdiği yazarlar: Oğuz Atay, Ernest Hemingway.
En sevdiği oyun yazarı : Memet Baydur.
En sevdiği yönetmen : David Lynch
En sevdiği renk: Mavi.
Burcu: Terazi.

Issız bi adaya düşse yanına alacağı üç şey: Mazhar, Fuat, Özkan.

Kısacası güzel bir insandır, asi bi çocuktur. Aydın bir serseridir sizin anlayacağınız.

…ve elbette ki bunların hepsi önemsizdir dostlarım.

Çünkü inandığı tek şey; “gidebilme cesaretidir” ve inanın ki “bir gün mutlaka”, “gidecektir”.