Ugur Uludag

Life is a small excuse to create poetry

Protected: Sessizce…

Apr
30

This content is password protected. To view it please enter your password below:

Free Fly , Comments Off on Protected: Sessizce…

Zahmet verdim…

Apr
17
Ben, beni avutmak için sevmedim.



esas dert şu, bu hususta:
yıllar çok kısa burada;
saniyeler gereksiz uzun
sensiz de, ben bunun,
kuşların sersemletici rüzgara isyanının,
yüzü önüne düşmüş o kırgın kadının,
tertemiz ecnebi kaldırımlarının,
bir daha bir daha okuduğumu bile bile
arasındaki armağanın menekşeyi bile
en sevdiğin sayfasında unuttuğun kitaplarımın
farkına varırdım ne gerek vardı ki sana?
farkına ererdim bi şekil farkımın,
daha ilk notasında beni ağlatan
pastanedeki radyoda çalan şarkının,
elimin boşluğundaki o amansız yankının,
hep buluştuğumuz ziraat bankasının
o her tarafı yazılı topal bankının
farkını anlardım bi ara
gerek yoktu yani sana

ben anlardım kendimce yahu
kaç bucak olduğunu gezegenin mesela
illa “göstermen gerekmezdi” diyordum!
tekmil bahar çiçeklerin acılı bakışındaki,
a, s, h, t, r, e, harflerinin arasındaki, o gizi,
gökkuşağının delirtici aritmetiğindeki,
kurşunun beynime yolculuğundaki,
o sessiz çığlığı, o dingin maddeyi;
seni keşfetmeyi istiyor, o özü arıyordum
durumum ortada – yalan yok – bulamıyordum

hiç gerek yoktu valla bak, sana da yük oldum
ne mana yani, zaten manasızlıkla nişanlıydım
soluksuz kaldık, sen de yok yere epey yoruldun
doğum lekesiyim beyninin, duracam aklında da…
ne zahmet ettin; ben kendim de yalnız kalırdım

Free Fly , Comments Off on Zahmet verdim…

27 Mart’a dair bildirimsi…

Mar
26


Şunu bi kabullenelim;

Yılbaşı sonrası tiyatroya gidilmez
Vizelere hazırlanılıyor tiyatroya gidilmez
Vize zamanı hiç gidilmez
Sömestr geldi memlekete gidilecek
Memleketten yeni döndük tiyatroya gidilmez
Yağmur var bu havada sokağa çıkılmaz
Kar kış, dönüş problem olur ne tiyatrosu
Abi terör merör kapalı yerlere girmeyelim
Bizi bulur felan Tiyatroya gidilmez
Dolar yükseldi şimdi tiyatroya gidilmez
Dolar düştü hiç gidilmez
Ay sonu geldi, ayfonun kredi taksidi var
Tiyatro şimdi dünya para; gidilmez
Ona vericeimiz parayla iki bira içeriz

Zaten ünlü de oynamıyomuş
14 Şubat – ne tiyatrosu sevgilimleyim
Oyun zaten karşıda, hayvan gibi trafik vardır
27 Mart’ta – Belediye ücretsiz getirir zaten
Onu bekleyelim- tiyatroya gidilmez
Seçim öncesi ne bok olucaı belli değil
Seçim bi bitsin hele – gidilemez!
23 Nisan’da gitmek zaten manasız
19 Mayıs abi …. Şindi yani…
Havalar da güzelleşti; bu havada
Ne tiyatrosu şimdi canım
Ramazanda zaten gidilmez
Bayram öncesi tiyatroya gidilmezzz
Perşembeyle birleştirip haftasonunu
Bacanaklara gidilecek çünkü Ören’e
Bayram sonrası rehavet tiyatroya gidilmez
Oğlanın da finalleri var o da meşgul
Bi bitsin hele; Tiyatroya gidilmez
E zati yaz geldi, hanımla çocuğu yazlığa
Tek başına şimdi zaten ne tiyatrosu
Aha da Eylül oldu, çocukların okul telaşı
Tiyatroya gidilemez mümkün değil
Ahan da buyur Kurban Bayramı !
Bayram öncesi malum
Bayramda zaten olmaz
Bayram dönüşü yol yorgunuyuz
Bi çıksın aradan BAKARIZ
Ulan benim de gidesim var yok diil de
Bi Cumartesimiz var ne tiyatrosu yav
Pazar günü derbi var cenazem olsa gitmem
Pazartesi dizi var hayatta tiyatroya gidilmez
Salı dur şimdi Pazartesi’den yeni çıktık
Çarşamba, Şampiyonlar ligi
Perşembe UEFA
Cuma, iş çıkışı şirketle “drink” alacaz
Bu Cumartesi, çocuklarla Halı Saha gitmem șart
Pazar günü, bu maç çok önemli- en önemlisi
Akşam zaten… Bunu daha önce konuştuyduk
Şansal, Ahmet, Erman’la biliosun – hanım?!
… lütfen!
Pazartesi ….
Aha da yılbaşı geldi
Yılbaşı öncesi tiyatroya gidilmez
Yılbaşında da tiyatroya gidilmez yani oha!

Ondan sonra… Ülke niye battı?

Ağır konuşacam da… Neyse şimdi..!
Tüm bunlara RAĞMEN, bu ülkede; “bu ahval ve şerait içinde” tiyatro yapmaya çalışan tüm meslektaşlarımın tiyatro gününü saygıyla kutlar, kendilerine hayranlıklarımı bu sebeple bir kez daha dile getirmek isterim.

İyi ki varsınız be! Sizi seviyorum olm! Helal olsun size

Free Fly , , , Comments Off on 27 Mart’a dair bildirimsi…

Meşk!

Feb
27

Beklenti, bütün hayal kırıklıklarının anasıdır.

– Antonio Banderas

sözlerin gücü adına susuyorum, gitmesin gücüne
aklın almaz; alamaz yavrum senin bendeki deliliği,

yeri gelir bazen; en derûndaki sessiz sensizliği
aşkına uzaktan bakışımdaki çekingenliği
anlamaz saflığın, tazeliğin, nurun, endamın
anlayamaz tekmil bir araya gelse kelamın
sen yoluna bak, ufkuna sevdalan, beni boş geç
durulmaz önünde harflere vurulmuş adamın

bilmiyor muyum sanırsın
kimse bana bir daha ööle bakmayacak
kimse canımı bööle yakmayacak
kimse ismim geçse senin gibi yanmayacak
gömmeyecek adımı kendi içine sen gibi
kimse senin gibi gözyaşında saklamayacak
yadigar-ı şebab gün gelecek okunmayacak
güven bana an gelecek- gelecek o zaman
yaraların eskisi gibi acıtmayacak
yüreğini dağlamayacak
haykırarak ağlamayacaksın
bilmem mi sanırsın

gün gelecek benden ırak yazlık bir beldede
içtiğin rakıya dalacak özlemin, gözlerin
derin bi nefes çekeceksin sigarandan
benim dudaklarımdan dışarı çıkacak zehr
sen içeceksin meyi, ben sarhoş olacağım
sen dökeceksin “eşk”i, ben sileceğim yüzümü
sen anlayacaksın “meşk”i, ben gülümseyeceğim
gün gelecek adı ben kalacak yüzündeki çizgilerin

istediğin gibi olsun; rahat ol, suçu bana yık
ama kal gönlünde, uzaklaşma orası çok özel
insan tatlı bişi diildir, takıl biraz yeter sonra bık
kendine dön, tabiat bunu emreder, gerisi boş
sen güzelsin, gerisi dökük, kalanı talan, yıkık
tortudur kuantumdan geriye kalan, sonrası loş
arabesktir, uzay zamanının özeti, ardı ayrılık
gayrı sen kal kendinde vasiyetimdir bu sana
kal kendinde, kal kendi teninde, kendi evinde
sen kal; kal da ardımda bıraktığım yalana sahip çık

2056, Havana

Free Fly Comments Off on Meşk!

Gökhan Semiz için…

Jan
11

 

Boat On The River kalmış aklımda; Styx bağırırdı yaban ellerden
Sonra Graham Nash dolanırdı hicazında Bakırköy akşam üstlerinin
Yusuf İslam, Cat Stevens’tı o zamanlar, Tayyip Kasımpaşa’da yancıydı masada
tek arzusu çift kaşarlı olmasıydı tostlarının
Erol Büyükburç’tu kral, Metin Oktay’dı; Okan Bayülgen değil
Tupac daha vurulmamıştı sokağın ortasında
Kırmızı balonları vardı İbo’nun, Bodrum’da otelleri değil
Atilla Atasoy’un eczanesi viagra satmaya başlamamıştı daha örneğin
Deniz Seki bi güzel vokalistti daha yeni yetme
hep içimden bağırırdım ona bilmezdi; yapma diye bunları, gözünü yiyim etme
Zeki Müren bi asil dururdu paşa paşa kendi sahilinde
götü başı ayrı oynamazdı günün delikanlıları gibi orta yerde
Mahalle ortası kalaycıları mırıldanırdı sokak arası nağmelerini
sözünü kesen bozacı amca olurdu en fazla, üçüncü sayfa kahramanları değil
Duymaz uydurur Şükran Teyze oturaklı kadındı, buydu olayı
sabahları börek yapardı komşusunun oğluna kendi evladı olmadı diye
daha keşfetmemişti kadın programlarında figüran olmayı
Kafiyeler aralarında bölünmemişti zengin – fakir diye
içimizden geldiği gibi yazardık şiirlerimizi
Past Time Paradise coverlanmamıştı Gangsta’s Paradise diye
Ceyar bi dizideki kötü adamdı, büyüyüp Cem Uzan olmamıştı daha
Mahalle bakkalının önünde kaşar-ekmek-gazozun en güzel olduğu zamanlardı
Kuuliçlerimiz vardı bizim; yarım ekmek arası salamilerimiz
Daha ray sistemli gökdelenler yoktu; ya da ekran delen televoleler
Tipitip güzel adamdı bozmadı hiç kendini mesela örümcek adam gibi
Top Gun’daki asil çocuk daha ayda arsa almamıştı o zamanlar
Maradona daha kokaine vermemişti kendini, kardeşim sigaraya başlamamış
Reha ne güzeldi mesela o zamanlar Atina’dan bildirirken
Savaş Ay ne şık adamdı, Michael Jackson ne kadar da siyah
Ben ne günahsızdım mesela o zamanlar, Rahibe Teresa modeli
Ama hatırlıyorum gün gibi; satmamıştım hayallerimi göt gibi
İşte tam o zamanlar evimden biraz ilerde, boyu benden ilerde
bi kardeşim vardı Bakırköy dükü, Bağcılar kontu;
Varoşun Marilyn Manson’u, bir kırık Giresun şansonu
Herkes James Dean gibi ölemezdi ama
hiç birimiz istemezdik ki bu garip sonu
Güzeldi o zamanlar güzel;

Her şey onurluydu; her şey temiz
E normal tabii; ölmemişti ki daha
Gökhan Semiz

Free Fly Comments Off on Gökhan Semiz için…

Uzak dur benden!

Nov
26

 

“Sakın yadsıma,
kimi zaman uyandığında,
isterdin sığınmayı yeniden
kollarıma,

…”

 

 

silik sakin umursanmaz bi saksı çiçeğiyim
ben bunaldım, çok sıkıldım bu topraktan
çiçek vermem mümkün değil; koklayanım yok
kime güzelleneyim ki, kime süsleneyim
bi parça su içtiydim a olmasa da olurdu
çiçekliği de geçtim kaktüse evrildi içerim
‘susuz da yaşanır’ diye kendime telkindeyim

hangi yaprağımı kaldıracam da kafa tutacam
tepemde esen bu şeytanın fısıltısı rüzgara
hangi derman yerden kaldırır ki düşmüş yüzümü
kendimden bile sakladığım özümü; yaralı gözümü
hangi yumuşak el okşar ki önemsiz bedenimi
çiçeğim alt tarafı- hemi de öölesine bi saksı çiçeği
asla bozmayacaktır sahibim olan kişi arsız geleneğini
kendi yalnızlığında ancak, beni hatırlayacağı gerçeğini
soluşum, bitişim, yok oluşum yakındır burası besbelli
tekrarlıyorum sürekli bunu ki, köküm buraya alışmasın
çiçeğim gerçi; barışmalı bununla, değişmez bundan kelli
vardır bunun da bi uğursuz hikmeti
sen gene de iyisi mi git, bi uzak dur nolur
koklama beni valla bi uzak dur
vebadır yüreğim sana bulaşmasın

korkarak çekilir inlerine bu kepaze şehrin sesleri
gece o yüzden güzeldir; durur leş gibi kokan nefesleri
canın sıkkın görüyorum; bugün de unuttun suyumu
olsun sen güzel uyu, tatlı rüyalar gör, huzura er
ben bi şekil sürdürürüm bu uzaktan sevme huyumu
alıştım artık, uzun zaman oldu; upuzun bi zaman hem de
yok artık ne bi günün, ne de gecenin bi diğerinden önemi
her dakkam aynı, her satır bi diğerinin tekrarı
her dakkam aynı, her satır… bak gene !

saksı çiçeğiyim felan ama var benim de ateşim; tersim
efendiliğim tabiatımdan yoksa var benim de pisleşesim
şaka yapıyom şaka sen bakma bana
– hoş bakmıyon ya; takma kafanı her boka
bazen unutuyorum çiçekliğimi kaldırıyorum rafa
yapmamam gerektiği halde koyuyorum bi kenara
ama insanlar aynı sağolsunlar hatırlatıyorlar an be an
“saksıdasın” diyolar, “kal orda, direnme daha fazla, sus!
“haddini bil; sana biçilen o küçük rolü büyütmeden oyna”
susuyorum bir kez daha, bi kere daha kabulleniyorum
susuyorum bir kez daha; hem de çok feci susuyorum
anla artık be öte şehrin garibesi, kuruyorum lan ölüyorum
çiçeğim lan ben su ver; şerefsiz, su ver susuyorum
tekrarlamalıyım sürekli ki, cesedim buraya yakışmasın
çiçeğim gerçi; barışmalı bununla, değişmez bundan kelli
vardır bunun da bi uğursuz hikmeti
sen gene de iyisi mi yaklaşma, bi uzak dur olur mu
dokunma bana valla -senin iyiliğin için – bi uzak dur
dikenim kendime battı çok feci kanıyorum
ben yaralıyım uzak kal yalvarırım noolur
kanım sana bulaşmasın

 

 

2027 / Asgardia

 

 

Free Fly Comments Off on Uzak dur benden!

Kırmızı Araba

Nov
22

 

Yok sayılmanın cazibesidir umutsuz bakışım – bu toprağın laneti ; Yar olmanın dayanılmaz hafifliği !

 

 

 

demek bu gece o geceymiş, bu sabah o sabah
yazmayı bıraktım , sokağa attım kendimi
dedim “şart diil beklesin harfler”- sonra karalarım
şu an işim var; kendimden kaçıyorum
burun sızlıyor, gözyaşı düştü düşecek, utanıyorum
olmayasın istedim sebep , başka bahane arıyorum
çıkmalıydım, duramazdım seninle, isminle, resminle
bedenimi evin içinde bıraktım, odam kordaydı
yanardım! kalamazdım yüreğimdeki izinle
herkeslerden sakladığım o isimsiz gizinle

demek bu gün, o günmüş; bu sabah o sabah
bu kadar kaçabildim, boşaymış çabalarım
her yokluğa, her yanlışa, içi boş her inanışa
kul belledi beni, seni unutmaya çalışmalarım
ten özürde, “affet” diye bağırıyor iliklerime kadar
kalmayasın istedim bende, aşka bahane arıyorum
ama anlatmalıydım, herkes bilmeliydi, öğrenmeliydi
tüm kederi: sonbahar yazılmak istiyordu örneğin
hiç istememişti habercisi olmayı önündeki kışın
çölün ortasında kırmızı bi araba var gözümün önünde
“gel” diyorum “atlayalım gidelim”, güzel oluruz pürneşe
sigaranın külü gibi dağılıyorsun elimde un ufak, tuz buz
uçuşuyorsun rüzgarda, hiç bişi gelmiyor elimden bu gidişe.
gülümsüyorsun, acı dolu yüzün; niye ki bunca keder, hüzün
“böyledir” diyorsun “…bazıları- takma kafanı, çıkamazlar güneşe”

demek o an bu anmış, bu sabah o sabah
bu kadar sabredebildi usum bana.
kanadına yapışmış gibiyim zamansız göçen kuşun
aynı anda iki ayrı şehrinde yaşıyorum varoluşun
tuhaf anıları anımsar gibiyim gelecekten gelen,
ilerde tanıyacağım, sesi sen birisi konuşuyor benimle
vaaay saçını kestirmişin güzel olmuşun, bakışın şiir
yoktu ama iyi duruyor o minik gamze yanağında
en güzel işte böyle düşleniyorsun viskinin şafağında

demek o dakika bu dakika; şimdi anladım Hanya’yı, Kenya’yı
galiba yavaştan, – hayırlısı olsun dostlar – tadını çıkara çıkara
aceleye de getirmeden, hani afiyetle, iyiden yiyorum kafayı
bu görüntüler canımı sıkmıyor da, takıldığım tek bişii var
bilir misiniz nedir; yalnızlığın en fena, en can yakıcı yanı
bi süre sonra sevmeye başlıyorsun galiba tek başına olmayı

 

2046 / Tokyo

Free Fly Comments Off on Kırmızı Araba

Ağlama

Sep
10

Bir kadının hayatına en azından bir alçak girmedikçe, yetişkin bir kadın sayılamaz.

seawoman.jpg

 

 

 

Düşürme dudağını sen; boş geç aldırma
Olacağına varır zaten olamayacak olan
Sevmeyi bilmeyenler hep daha çok yanar
Sevilmeyi bile bilemeyen eziklerin diyarında
Söner mi bilinmez ama yangının bi yandan
Bi de çıkar mısın ki acep bi temiz havaya
Ne düşünsen hep düştü anlıyom, bi düşüştü
Ne istesen hep eprimiş, epeyce de eskimişti
Ne arzulasan, senden önce kirliydi inan bana

Hayat, ağlayalım diye icat edildi biliyom ben
Ne istesen olmaz alış artık bu bet yaygaraya
Böyle üzüle üzüle büyüyeceğiz alış bu sancıya
Süreceğin melhem falan da yok anıya meyl yaraya
Kuantum sıçramasıdır akılda olan biten- biliyom
Ben öyle zorttadanak ulaşmadım bu sefil kanıya
Sen boşveeer, takılma tüm bu acı yanılgıya
Yalandan da olsa hep gül mutlu sansınlar
Kötü biridir hayat, fazla laubali olma bu sanıya

Al salatanı eline, bolca yüz, iyi gelir ferah ferah oh mis
Kocaman gülümse! ama “söz” taam mı bu sefer
Bu sefer yaş olmasın gözündeki parlaklığın sebebi
Umudun tükendi mi, çocukluk fotolarına bak
Olmadı Nutella var bak- gizlediğim, ilaçların oralarda
İsmini hep unuttuğum tansiyon hapımın arkasında
Ama nolur artık bırak şu saçma tutkuyu karanlığa
İki kitap oku, film izle ne güzel uyursun ortasında
Boş durma gayrı evir artık o güzel yüzün aydınlığa
Hani defaatle söz üzerine söz verdiğin gibi bana

Ama artık yeter, valla yeter çektiğin
Yeter artık karaları bağlama
Hem bak ne diyo en gerçek Aşık;
“…
ne de olsa gışın sonu bahardır,
bu da gelir bu da geçer
ağlama
…”

Free Fly Comments Off on Ağlama

Ciao Bella

May
29

“Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi, yıkmakla kazandığın yapmacık bir mutluluksa.”
Shakespeare

 

 

 

sırası gelmişken, yani yeni bir gitmenin arifesinde
arkamda bırakacağım deli doğu rüzgarlarını
masumiyeti henüz yenilmemiş umut saçan gözleri
başkasının cesaret bile edemeyeceği koca koca sözleri,
onlara benzemeyen yüzü, talan olmuş kalbi, hevesi,
aşkın gerçek sahibini bir kere olsun layığıyla anmak için
“o genç kız gülüşünü”
bir kez daha hatırlamak için,
asla unutmamak için
yazıyorum bu kez:

birileri uyuyacak; bu dünyanın kaderi bu
birileri dolunaydan dökülen şiirleri toplarken.
sen severken ben, asla anlamayacağım mesela
sen üzülürken ben, zevk peşinde koşturacak;
daha da alçaklaşacak, alaşağılaşacağım
sen yalnızlığı seçer , bunu onurunla korurken
aileler kuracaklar köylüler, tohumlarını ekecek
meyvelerini toplayacaklar sonra emeklerinin
uzaktan gülümseyerek takdirimi sunacağım onlara
orta halli bir hiç olma çabası nedir, niyedir ki
beynimi çatlatacak gene de anlayamayacağım
aşıklar çok feci üzülecek; bu rüyanın ederi bu
dahiler zamansız ölecek; n’apalım…
bunu da kabullenecek, gene susacağım

ama sen… senin mesela…
önünde koca bir yaz var
sımsıcak güneşler, masmavi denizler
kurulacak – kırılacak onlarca hayaller,
bundan da güzel, çok daha güzel yenilgiler
denemeler, becerememeler, bi daha denemeler
bi daha denememeler üzerine yeminler etmeler
o yeminlerden bi daha olmaz diye dönmeler
dudağına yapışan hiç etmezsin sandığın küfürler
sonra mesela en güzel çelişkiler, sevişmeler
çekilmeler,hiç çekinmeden gücendirmeler
seni bekliyor orda bi yerde,
bi gün anlayacaksın beni
gözün yere dalacak sözlerimi anımsayacaksın
ben sıramı savdım; bu riyanın gideri bu
korkaklar çok sık kaçacak; n’apalım
sen de farkedecek, suskunlaşacaksın

ben şimdi gidiyorum
bundan sonra
yazacağım bir kelimem bile kalsa
bil ki senindir
sadece senin içindir
ben şimdi kaçıyorum
bundan sonra
tutacağım tek parmağım bile kalsa
bil ki o el senindir

gerisi zehirdir !

Ciao Bella !

 

2027 / Portekiz

Free Fly Comments Off on Ciao Bella