Life is a small excuse to create poetry.
Let Sth Ride !
ile tanıştı. Tiyatro ahlakı hakkında ne öğrendiyse ondan öğrendi ( Rahat uyu Cem Abi ). 1988 yılında Bakırköy Oyuncuları’ ndaydı. 1990 yılında Gökhan Semiz ile beraber The E.S.E.K.’i kurdu. ( Rahat uyu Gökhan’ım )
1991 yılında Müjdat Gezen Sanat Merkezi ile tanışma… Öğrencilik zamanlarında çeşitli Televizyon dizilerinde, reklamlarda, oyunlarda,okulda ve bilimum barlarda zaman geçirdi.Kaset bile yaptı…Hehehe…1995 yılında E.S.E.K.ESPRİ STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ KURUMU ( www.esekart.com ) profesyonel yaşama, Gökhan Semiz’le birlikte yazılmış olan “Tükürür Kaçarım” adlı oyunla “merhaba” dedi. Aynı sene ( ki Uğur’un kendini Beckett sandığı seneydi ) “En Alt Kattan Geliyorum” isimli oyunu yazdı ve yönetti. Oyun o kadar kötüydü ki, iki temsil ( bu kelimeye bayılıyor kendisi ) sonra, sahnelerden kalktı ve tiyatro camiası rahat bi nefes aldı. Ekiple ilk turnesini Çarşamba’ya yaptı – bu çok önemli ondan yazdım, beğenmiosan okuma!!! Bu turne sırasında oyuncu arkadaşlarına delirdiği bir sırada Gökhan’la beraber “Bizi Bağlamaz” adlı, 2 kişilik oyunu yapmaya karar verdi ve ertesi sezona o oyunla selam çaktı. Aynı sezon, beş kuruşu olmamasına aldırmadan ve Gökhan’ın vefatına çok üzülerek, “Manda Adında Bir Alık” isimli oyunu yaptı. Gurbetçiler adlı dizideki “okitay” ( lan çok komik bu be ) rolüyle halkın beğenisini kazandı – ne de olsa ideal damat adayı tiplemesiydi. Dizinin her bölümünde, o hafta hangi filmi izlemişse, oradaki aktör gibi oynamayı denedi. Bu, Mickey Rourke gibi oynadığı bir hafta, yönetmenden fırça yemesiyle son buldu. Daha doğrusu yönetmen öyle sandı. 1998-99 sezonunda “Biz Evrimi Çok Sevmiştik”i yazdı ve yönetti.
Radikal Alternatif Tiyatro Konferansı’ndan davet aldı ve gitti. Bi baktı ki lan bu Los Angeles güzel şehir, orada kalmaya karar verdi. Bu arada “Godot’yu İzlerken” i yazdı, bir zenci mahallesindeki boktan otelde. Kapak oldu mu sayın Beckett!!! Tüm parasını Las Vegas’ta yedikten sonra moral depolamak için gittiği Meksika’dan iğrenerek uzaklaştı. Sonra askerliğini yapmak için Aydın’a geldi. Askerlik bittikten sonra “Godot’yu İzlerken”i
sahneye koydu.
2001 yılında, “Üçüncü Türden Yakın İlişkiler”i yazdı ve yönetti. Oyun accaip beğenildi, kendisinin g.tü kalktı. Selim Naşit Genç Başarı, Rotary Club Yılın Tiyatro Sanatçısı ve Magazin Gazetecileri Derneği- En iyi oyun ödülünü aldı. Derdi tarihe geçmekti ve bunun en kısa yoldan olmasını istiyordu. Türk Tiyatro tarihine, “ilk bilim-kurgu tiyatro oyununun yazarı” olarak geçmek onu kesmedi ve “Üçüncü Türden Yakın İlişkiler 2″yi yazarak ( film mantıklı devam oyunu ) dünyada bir ilki gerçekleştirdi. Bu da dünyaya kapak oldu. ( Bu ne hırs e eşşek?! ) Show TV için Bekarlar isimli bir dizi yaptı. Show TV yetkilileri,”bu dizi bize fazla, sen uza anam” dedikleri için dizi iki bölümden sonra yayından kalktı ( bu da uğur’a kapak oldu ) ve sonra dellenip Yağmur Kaşifoğlu ile evlendi. Altın Keser ismiyle bir ödül düzenlemeye kalktı. Yemediği fırça kalmadı. Bi de üstüne çarşamba’yı sel alıp, güvendiği dallara kar yağınca… Türkiye’nin ilk müzikli-fantastik-komedi’si olan Tanrım Beni Baştan Yarat’ı yazdı, yönetti, oynadı – ne iş olsa yaptı. Bu arada Neredesin Firuze isimli filmde oynadı. Manasız bi kaç reklam filminden sonra, “3. Tür” isimli bir dizi yaptı, Show Tv yetkilileri bu kez haklıydı- dizi yayından kalktı. Bunun üzerine “27 Numara”
isimli oyunu yaptı. “Oyun tutmasa da gitsem buralardan” diye düşünürkene, oyun tuttu mu? Tuttu. Sonrasında zamanında öldürmeyi tasarladığı Cem Özer’i kıramayarak, eşi Nurgül Yeşilçay ile oynayacağı “Sen Olmasaydın” isimli oyunu yazdı. Cem yönetti ve oynadılar. Bu da kesmedi, “3. Türden Yakın İlişkiler”i bir de roman olarak daha da genişletmek suretiyle yazdı. Tam bu sıralar biraz dinlenmeli diye düşünürken. “Bir İhtimal Daha Var”
diye bir senaryo yazıp, bir de hiç utanmadan filmi yönetmeye kalktı. Dünyada seferberlik ilan edildi film için. Yabancısı, Türk’ü hepsi çok önemli aktörler, bir kuruş almadan filmde oynadı. Seyirci filme gitmedi. “Olsun”du. Film içine sinmişti. Bir şey istiyorduk olmuyordu, istiyorduk olmuyordu, istiyorduk olmuyordu, istiyorduk olmuyordu ve biz buna “hayat” demiyor muyduk yani? Bir hayalini gerçekleştirdi ve büyüdüğü topraklara- Bakırköy’e bir kültür merkezi hediye etti. Müslüman mahallesinde satılacak en güzel şeyin salyangoz olduğunu düşünerek, Pulitzer ödüllü yazar Jan De Groot’un yazıp, Adrian Sparks’ın, Ernest Hemingway’i oynadığı tek kişilik oyunu PAPA’nın Türkiye yapımcılığını üstlendi ve oyunu Amerikanyalardan buralara turneye getirtti. Bu arada Kaygan Zemin isimli oyunu yazdı yönetti. Oyun yine çok beğenildi- dadından yenmedi. Oyun gene halk tarafından ödüllere boğulurken kıvancımız bir kat daha arttı. İsim babası ve yapımcı Cem Özer’in olduğu “Kadri’nin Götürdüğü Yere Git” isimli filmin senaryosunu yazıp, konuk sanatçı kıvamında kısa bir rolde de oynadı. E.S.E.K. JR. İsminde, ESEK’in alt ekibini yetenekli gençlerle doldurdu. 2011 tiyatro sezonunun sonunda 3. Türden Yakın İlişkiler’in “BAŞLANGIÇ”ını yazdı, yönetti, oynamaya çalışıyor.
Şu günlerde, tamamen gençlerden oluşan kadrosuyla oynanacak “27 Numara” ismindeki oyunun provalarında. Yeni bir roman ve Haziran ayında çekimine başlanacak bir film üzerinde çalışıyor.
Kısacası güzel bir insandır, asi bi çocuktur. Aydın bir serseridir sizin anlayacağınız.
…ve elbette ki bunların hepsi ama hepsi gerçekten önemsizdir.
İnandığı tek şey; “gidebilme cesaretidir” ve inanın ki dostlarım “bir gün mutlaka”, “gidecektir”.
Ugur Uludag, born in 1971, established the IWS (Institute of Wisecrack Standards – http://www.esek.org ) with Gokhan Semiz in 1990. After graduating from Mujdat Gezen Art Center in 1995, with the IWS he performed his first professional work. Ugur Uludag, who is also on the world’s play writer’s web site, took part in many successful projects as a play writer, actor and director. He is still acting in one of the successful TV serials. Ugur Uludag, also teaching psychodrama in his school since 1995, established Cartoon Theater in order to reach a new comedy style. CARTOON, with its simple definition, means the dramatic structure and esthetics of animated cartoons. However, inevitably, this definition would only be incomplete and/or will be defeated to the monotonous concept that the theatre has in itself. It is a theatre style where all the characters exist with all the dimensions, but, just as in the case of the real life, show differences in the time frame. The story goes on no matter how much the characters are in contradiction with themselves regarding the way of behavior. In other words, the text is the fundamental material. Character, as it is known, is composed of psychological, sociological and physiological dimensions. This should show itself on the text, during the staging period (in the directing) and also in the acting style so that the alienation of the human being to life would come out with its entire tragicomic attitude.
Actually, the standing point of CARTOON is Stanislavski theatre and completely dramatic substructure. Starting from Meyerhold, it is to move towards to the concept of comedy – CARTOON, after describing the dramatic structure with its own alienated rules, destroys it again with its own methods, unique to itself. It has to destroy the dramatic structure. Otherwise, it means that CARTOON didn’t complete its function. At the beginning, one might not give a meaning to CARTOON, especially looking from the classical Turkish way of thinking. They might object the unknown; try to exclude it while they pay for watching one of the theatre plays created with this style. This is actually the real concept of CARTOON. It is the name of obstinately insisting new rules by ignoring all the existing rules of theatre and life.Formu eksiksiz doldurursanız iletişimimiz daha kolaylaşır. Sevgiler.